shadow

Aklınıza Mukayyet Olun!

Temmuz’u da uğurladık…

Ben biraz da “hadi canım.. anca gidersin!” tadında bir el sallayışla yolladım desem yalan olmaz.

Neden mi? Anlatayım…

Bir Temmuz cumartesisi, arabamla evin –aslında yürüme mesafesinde- önündeki markete gittim.

Hepi topu 3 parça birşeydi alacağım. Kafamda binbir düşünce yumağı..

Bilirsiniz… İş, güç, aklınıza durup dururken takılanlar, bir anda “ben buraya nasıl geldim, ne ara vardım?” diye sorarken bulmuşsunuzdur araba kullanırken kendinizi sanırım.

İkindi zamanı.. Sıcak öyle bir bastırmış ve yaprak kımıldatacak rüzgar dahi yok. Arabadan çantamı alıp inecekken, çantanın sapının problemli olduğu geldi aklıma.. Aman canıım zaten 3 parça şey alıp çıkacaktım. Çantayı yanıma almasam da olurdu elbet… Hem bizbize bir market, çoğunluk site ahalisi gelir. Çantayı sürücü yanı koltuğun altına gayet özensiz bir şekilde ittim.

İçinden cüzdanımı aldım, fakat bu kez de üzerimde cep telefonunu sıkıştıracak bir cep olmadığını farkettim. “2-3 dakikada kimse aramayıversin! Pehh!”

İndim arabadan. Kilitledim. Gerçekten!

Alışverişimi yaptım, tahminim 15 dakika kadar sonra çıktım marketten ve tahmin ettiğiniz üzre çantamın yerinde yeller esiyordu! Yan koltuğun camı sonuna kadar açıkmış çünkü…

Tamamen benim dalgınlığım, benim hatam.

Cüzdan yanımdaydı ama 2 yıldan bu yana ödediğim ve taksidi Kasımda son bulacak akıllı telefonum gitmişti. Ve avcunuzun içine sığdırdığınız hayatınız ile beraber üstelik.

Sonradan güvenlik kameralarında gördüğüm kadarıyla, adamın biri kasada ödemesini yapıyor, torbasıyla çıkıyor, benim aracımla diğer aracın arasına giriyor ve orada tahminen 6 buçuk dakika kadar kalıyor. Polis bana “bu hırsız değil.” dedi. Çünkü gerçek hırsızlar daha dakikasında hallederlermiş işlerini.

Gelin görün ki; ben o kadar davetkar bir iş yapmışım ki.. “beyefendi bakın çantamı buraya tıkıyorum, üzerine bir de camı açık bırakıyorum hem de sonuna kadar, hani kolunuz sıkışmasın, eliniz uf olmasın diye.. Evet cüzdanım yanımda ama içinde size 1 buçuk milyarlık bir hediyem de var!”

Adamı Ramazan günü şeytana uydurmak diye buna derler.

Ama oluyor işte… Sonuçta görüntüler çok flu olduğu için polis bir suçlama yapılabilecek durum olmadığını söyledi.

Bana da eve dönüp, avcumda tuttuğum hayatımın bütün başlıklarının şifrelerini değiştirmek kaldı.

2 haftadır elimde en eski tip, “aç –konuş- mesaj at” komutlarından başka birşeyi olmayan bir telefon var..

Bir anda sadeleştim! 🙂

El tiryakiliği olmuş meğer onu farkettim. Bakalım yerine ne zaman koyabileceğim.

Hani diyeceğim o ki..

Siz siz olun, kafanız dalgınken her attığınız adımı iki kere kontrol edin.

Belki de ütünün fişini çekmeyi unutmuşsunuzdur evet…

Muslukları kontrol etmekten de zarar gelmez.

Arabanın kapısını penceresini de…

**********

Bu arada imdadıma bir arkadaşım yetişti. Bayramdan sonra araca bir aparat takılacak. Böylece dalgınlık ile camı açık unutsam da, arkamdan pencereleri kapatacak bir destekçim olacak.

Tecrübe eder etmez, sizlerle paylaşacağım..

Herkese iyi bayramlar bu arada… Ramazan Bayramı sonrası görüşmek dileğiyle…

Sevgiler.

Arzu KARAKOÇ
Power Medya Grubu

Yazar

Editör

Paylaş

shadow

Diğer Yazılar